Dünyada birdenbire insanlık olarak ortak bir sorunu ilk defa konuşmaya başladık. İnsanlar olarak tek bir şeye kitlendik oda tüm dünyayı etkisi altına alan salgın.

Her gün her mecrada bize nasıl korunacağımızı, ne yapacağımız anlatılıyor. Aşı bulundu bulunacak 1,5 seneye çıkar çıkmaz, aşı olmaz ilaç tedavisi daha etkin olur, insanlık ne kullanmalı, kullanılacak… Sıradan bir vatandaş olarak istatistik veriler üzerinden artık yorum yapmaya dahi başladık. Enfekte kişisi artıyor. Ne zaman pick yapacak. Yüzdesi ne? Şunları yapın bunları, yapmayın, maske tak, takma, eldiven zarar verir, asansör, sosyal yakınlaşma 1.8 metre, her tv’de bir kanal bir sürü profesörler, bilim adamları, psikiyatristler her yerde herkes konuşuyor..

Bugün itibari ile hep dinliyoruz ama sonuç nedir. Evde otur ve bekle. Ne kadar süre, nasıl, sosyal ve ekonomik şartlar, vs vs hep sonu ve ucu açık ama hep beraber geleceği okumaya çalışıyor ve çoğumuz bu süre içinde yaradan ile daha sık iletişime girmeye başladık sanırım.

Endişe, korku… adını siz koyun.

Biz ocak ayının sanırım ilk haftasına kadar hiç bir şeyden habersiz bu güne kadar yaptıklarımız gibi yaşamımızın kendi cycle’ında çabalayıp duruyorduk. Daha evvelki yazılarımda bugünlerde kullandığınız bazı yeni argümanlara değinmişim. Evden çalışma, cross over, Almanya istatistikleri robotların, insanın yerini aldığı alacağı vb.

Yaklaşık son 2 ila 3 haftadır ulusal ve uluslar arası mecralardan seyrettiklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız ile nerede ise şahsen ben 1 haftadır evim oturarak öncelikle kendimiz, çekirdek ailemiz, toplum ve insanlık için her geçen gün yayılan virüsün yaygınlaşmaması için çabalıyoruz.

Şimdiki durumda artık yarına virüs kapmayalım, sağ sağlam çıkabilecek miyiz diye soruyoruz ve psikolojimizi bozuyoruz, aslında bir çoğumuz için hali hazırda bozduk bile.

Dünyada ilk kez bir salgın hastalık bu denli tüm dünyada insanlığın geleceği ile bizleri tedirginlikten, kaygılara ve sonumuzun ne olacağı ile ilgili endişelendirmeye başladı.

Bugün alınan haberde G-20 ülkeleri salgına karşı bir ordu dizayn etmek için hazırlıklarına başladılar diye haberlerden duyuyoruz.

Arkadaşlar şöyle aklıma geliyor… bu tedirginlik, endişe, virüs, salgın, uçmayan uçaklar ve sonunda boşaltılan şehirler, karantinalar, insanların hastanelerdeki izdihamı, insanların evden çıkmamaları için anonslar, ordunun boş sokaklarda dolaşması gibi aksiyonları hatırlarsak sanırım buna benzer filmleri izleyenlerimiz çoğunluktadır. Hani kötü canavarlar, insanlar ve asker robotlara karşı gibi. Ya da diğer bakış açısı ile real bir yakın arkadaşım bana şöyle sordu. – Acaba biz olduk yada rüyada mıyız yada bunlar gerçek mi diye sordu.

Gelin hep beraber realiteleri bir gözden geçirelim.

Şöyle 100 yıllık geçmişe dönüp baktığınızda Dünya insanları bugün bizler birçok virüs ile yıllar içerisinde karşılaşmışız. Bazılarımızın yaşı yetmeyecektir ancak şöyle başlıyor. Veba, Kara Veba, İspanyol gribi, Kolera salgını, Asya gribi, Rus gribi, Hong Kong gribi, Ebola, Sars derken ve sonunda yıl 2020 ve Corona ile global virüs.

Dünyada tarihte tüm bu salgınlar bie şekilde son buldu. Elbette önlemini bulana kadar birçok şeyi, alıp götürmüşler. Korona virüsüde nasılki bilinmeyen bir şekilde oluştu ise böyle bir yol izleyecek ve sonunda buda kendi kendine bitecek yada insanlık önlemini alıp yok edilecektir.

Yaşanan salgınlardan korona bence bir çok şekilde farklı. Bazı kaynaklara göre korona virüsü laboratuvarlarda üretilmiş bir virüs olduğu hakkında dedikodular var. En azından iddia edilmiştir. Bu iddialara karşılık aslında benimde geçmiş yakın zaman ile geleceği okumaya kalktığımda benide düşündürmüyor diyemem. Bir çok puzzle’ın parçaları bir birleri ile örtüşüyor.

Sanırım kartlar yeniden dağıtılacak gibi geliyor. Şöyle düşünüyorum.

Üstadlardan dinlediğim üzere Korona yeni bir Virüs değil daha önce varmış ama bu kadar etkili değildi derler. Günümüzde yapılan çalışmalar sonunda etkinleştirilip, rotasyona uğratıldı. Peki ala Korona gibi bir virüsün ortaya çıkartılmasının bizlerin hayatlarımıza neden mal olsun ki? Bu işten yoksa yararlanacaklarmı var, varsa kimler ?

Dönüyorum geliyorum yine dijitalleşen dünyanın neden bu kadar hızlı değiştiğine ve beraberinde neleri getirdiği, gelipte farkında olmadıklarımız ve daha bizleri neler bekliyor.
İlk dijitalleşme sanırım 1995’de başlamıştı. Ben o günlerde eğitim amaçlı Amerika’daydım. Şimdi peşinen sormayın lütfen teknoloji ve dijitalleşme ile korona ne bağlantısı var diye ?
2005 yılında teknoloji ve dijital çağ artık globalde başlamıştı. 2025 yılı için tamamen teknolojik sıçrama yılı olacak diye dünyanın dijital patronları söylüyorlar. O zaman hemen şöyle; Nasıl bugünlerde x,y,z jenerasyonlarındaki farkı açtıysa demek oluyorki x zaten bitti y jenerasyonu şimdilik zorlanmaya başladılar ise z jenerasyonuda sanırım 2025 gibi yeni dönemde neler le karşılaşacaklar merak ediyorum.
Elbette biz hayatta kalırsak. Neden mi, kim bilir?

Bence yukarıdaki bilgiliri yan yana koyduğumda
Korona = Ekonomi, Ticari, Siyasi, Askeri güçlerinin hepsini diz çöktürdü. Bunu tüm dünya görmüştür. Bu süreç şayet yönetiliyor ise = Güç gösterisidir sonuçta.

Peki bu güç neye hizmet eder. Amacı insanları şimdilik bu korku ve yarın adı başka bir virüs ile anılacak tehdit için şimdilik alıştırmak, tepki ölçmektir. Bu tezimize göre, Evet bu salgın durumu devam edecek ve sonra bitecek aması var….Hemen sonrasında artık bir çok yeniliği hayatınızda bulmaya başlayacağız. Nelermiş bunlar,

Salgın bittiğinde yenilikler ile tanışacağız, 2025 de yaşanacak olan dijitalleşmenin ve sıçramasının ilk ip uçlarını şimdiden vermeye başladı bile.

A- 2020 yılının Koronası bizlere neyi öğretti şimdilik.

1- Yaşlı ve Majör hastalığı olan insanların bu virüsü kapmaları halinde maalesef.. Bildiğiniz sopa göstermektir. Yeni jenerasyonu hasta ve yaşlı istemiyecekler.
2- Evde kapanan bir toplum. Ewde kalmak evde yemek, içmek demek gibi algılanıyor yalnızca. 1996 yılında Amerikada’iken yüzlerce km ilerideki bir üniversiteden distance study ders almıştım. 2020 bugün uzaktan öğrenime başladık. Peki ne zaman okula gideceğiz, sınav olacağız? İstediğimiz bir saatte. Peki asıl sorumuz, bizlere ne öğretilecek ? Bize öğretilmesini istedikleri her şeyi.
3- Para başta olmak üzere, çevremizdeki maddeler ile temas kurmamak. Coin’ler başladı zaten. Dünyada temassız yaşamak için yaklaşık 100 bin kişiden fazla bir toplumun vücudundaki çip ile yaşadığını biliyor muyduk? Bende yeni öğrendim. Amerika’da mevcut. Yani parmak izi ile fişlendik diye biliyorduk ama 2025 yılı modeli bugün kalp hastalarına takılan pil gibi, bizede en iyi ihtimalle paramızı harcamak dahil kullanmamız için vücudumuza takılacak bir nevi çip. Eğerki çip para yada değişik amaçlara hizmet edebiliyor ise, demekki çip’i yönetenler istedikleri zaman bizlere uzaktan erişim sağlayabilecekler 😊 şu yada bu sebep ile..
4- Kim çip taktırmayacak? Bugünkü korona 2025 yılındaki ABC virüsü bugünkü şartlardan daha ağır başladığını yine hatırladığımızda ilacı deri altına takılacak çip diye sonuç alabiliyoruz denildiğinde, kim taktırmayacak ki. Bakınız 7. Maddede neler yaşanıyormuş, meğer kilit açılmış bile.
5- Tamamen akıllı bir cep telefonu olmadan işimizi göremeyeceğimiz bir dünya. Bu durum zaten sizin-benim onn tüm alışkanlıklarımızı hatta günümüzü raporlayacak bir araç. Bir tam gün elimizdeki akıllı telefonsuz bir yaşmayı deneyelim lütfen.
6- Online ve dijital dünya ile ihtiyaçlarımızı artık 3 ya da 4 yıldan bu yana Drone’lar yapmaya başladı bile. Evvelce bakkal’a biz çocukları gönderirlerdi şimdi eve drone getirecek? Şaşırmayın dünyanın en büyük kargo şirketi 5 yıl önce dron ile paket teslimatı yapıyorlar zaten. Robotlarsız olmaz diyeceğiz.
7- Bugün koronanın çözülmesi için sanırım yasak olan insanlık dna’larına dahi başvurulduğu gündeyiz. Hatta yapılmış ki, biz hala haberdar değiliz. İnsanın dna’sı ile oynadığınız zaman istediğiniz tüm olması ve olmasını istemediğiniz faktörlere ulaşabildiğinizi öğrendim bir Prof arkadaşımdan. Yani tüm hastalıklara bağışıklık kazanmış insanlık. Şöyleki ilginçtir; Çin’de tüp bebek ile sağlıklı ikiz doğumu gerçekleşmiş ancak ikizlerin bir özelliği varmış. HIV virüsüne bağışıklığı olan yeni doğan ikiz bebekler. Çok sevindim ancak ya sonrası..

Bu işleri artık robotlar yapacak. Kimler bu robotlar. 2025 model ve üzeri uzaktan eğitimini almış insan gibi düşünebilen robotlar. Yani öğrenimli, sıhhatli, genç, kurulmuş beyinler hatta Çipli kişiler kontrol altında olacaklar ve denilen her şeyi mecburen isteyerek yada istemeyerek yapacaklar. Dünya koronayı globalde gördü ve anladı. Bir sonraki için hazırlık tamam gibi. Bu çip iyiye de kullanılacak veya yada diğer amaçlar için mi?

Yapay zeka insani faaliyetlerinin yerini alacaktır. Bilincin tek taraflı yönetimi, Aklın kopyalanması, bu güne kadar bizim dünyamızda hiç doğmamış gerçekler ( ikiz çocuklar ) örneği ile istenilen kişinin yaşamına izin vereceklerdir.

2020 ile birlikte düğmeye nasılsa basıldı. Korona virüsü geride kalacak. Yaşattıkları ve yaşanacaklar ile şayet yukarıdaki yazdıklarımı tek tek hayata getireceklerse,
Sanırım insanlık belirli bir yere kadar elbetteki geldi, şimdi anladığımdan sonuç yeni bir düzen, seviye atlayacağız gibi düşünüyorum.

Level atlayacağız zamanı mı geldi yoksa, Game Over yada The End mi? Yada 4 milyarlık dünyanın sezon finaline mi yetişmiş olduk ? Bende sizlerden biri olarak bunları düşünüp, hayal ettim?

Kim bilir !!

Selahattin Yılmaz

Selahattin Yılmaz

Amacım siz değerli ziyaretçilerime bilgi birikimlerimi aktarmak ve yaptığım çalışmalar hakkında taze bilgiler vermek ve sonucunda düşüncelerinize ilham olabilmektir.

Bir yanıt yaz