Anlam Katmak

Türkiye’ye öyle futbolcular geldiki, Siz seçin birisini lütfen. Seçtiğinz kişi gibi daha yetenekli bir futbol insanı belkide gelmedi diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama işine anlam katabildimi? Belkide aradığı anlamı bulamadığı için oradan oraya savruldu. Bir kişi bile seçtiğiniz futbolcunun yeteneğinden şüphe duymadı. Sadece yetenek yetmez. O işe bir anlam katması gerekiyor.

Hata Ekonomisi

Herkes şunu soruyor: “Google nasıl çıktı?”. Cannes Festivali’ndeyken Eric Schmidt’i dinliyorum, şunu anlatıyor: “Algoritmamızı öyle hazırladık ki normalde bir şeyi aradığınızda en çok istemeyeceğiniz şey yazım hatası yapmaktır. Dolayısıyla, bizim program bunu düzeltmeye başlayınca Google büyüdü”. Bu bir hata önleme ekonomisi ürünüdür. Bizim kendi üretimimizde, kendi pazarlamamızda her yerde hatalarımız var. Bunlara odaklanalım. Hata ekonomisine odaklanırsak tansiyonları buluruz. Tansiyon bulursak, fikir buluruz. Fikir bulursak, global markalar çıkartırız.

Değer Katan İçerik

Reklamı izlerken mutlu olan tüketici yok ve reklamı keyifle izleyen tüketici çok nadirdir. Çünkü, tüketicinin reklam çıktığındaki kafasındaki görüş şöyle: “Benim eğlencemin içine eden rahatsız edici içerik”. Böyle olunca, tüketiciye sizin markanızı ulaştırmanız oldukça zorlaşıyor. O yüzden, tüketiciyi böyle rahatsız eden bir içerik yaratıyorsanız; onu olabildiğince tüketicinin işine yarayan, tüketicinin hayatına değer katan bir içerik olmazı lazım. Ya da ne yaptığınızı iyi anlatan bir içerik olması lazım ki günün sonunda sizin markanızı tüketicinin hayatını iyileştirmesi gerekiyor.

Noktaları Birleştirmek

Bir fikriniz olması lazım. Fikir çok önemlidir, “Fikir kurşun geçirmez” veya “Fikirler yenilmez. Fakat, şöyle bir şey vardır ki biz pazarlamacılar, reklamcılar ve kreatif şeylerle uğraşanlar bunu yaftalamayı çok severiz. “Fikir! Ah, buldum!” gibi bir dünya yok ve bu yanılsamalardan da yola çıkar. Einstein’ın “Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir.” sözü aslında bir çeviri hatasıdır. ‘Imagination’ aslında hayal gücü değildir, muhayyeldir. Muhayyel, bilgileri kafada birleştirmektir ve bu bir süreç işidir. Fikir dediğimiz şey bilgiden doğar.

İbni Sina’yı yeterince anlasaydık…

Marka yönetirken de beynimizi kullanmak zorundayız ki markalar hayatta kalabilsin. Kendi kültürümüzü anlayamadan dünya markası olamayız. İbni Sina’yı yeterince anlasaydık bugün Hipokrat yemini değil, İbni Sina yemini ediyor olabilirdik. Tüketici davranışlarını konuştuğumuzda beyni konuşmak zorundayız. Beyin görüntü olarak güzeli tanıdığı için reklamın iyisi kötüsü olur! Artık tüm ülkeler Ar-Ge yatırımını beyin üzerine yapıp Uber, Airbnb gibi üretim değil pazarlama hikayeleri çıkarıyor, biz hala hangi markanın yüzü olduğu hatırlanmayan komedyenler, talk showcular ile çıkartma local bazda kalarak kendimizi eğlendirmek peşindeyiz. Markalar zeka dolu olmalıdır, aksi taktirde ölmeye mahkumdurlar.

Selahattin Yılmaz

Selahattin Yılmaz

Amacım siz değerli ziyaretçilerime bilgi birikimlerimi aktarmak ve yaptığım çalışmalar hakkında taze bilgiler vermek ve sonucunda düşüncelerinize ilham olabilmektir.

Bir yanıt yaz